Erkekliğin sert şutu... Dardanel'e Galler maçı için tavsiye

Sevda Kaynar yazdı...


 

Önceki gece ramak kalmıştı oysa makarnaya koymaya. Neyi? Dardanel’i. Ne kadar masum değil mi? Ama koymak kelimesi, erkekliğe büyük anlamlar yükleyenler için göbeklerini kaşıyarak övünecekleri ucuz bir espri kırıntısı. Hatta kökeni ilk çağlara dayanan bir genetiğin fırsatını bulunca ortaya çıkan sinsi kışkırtısı.

Goril atalarımızdan bile daha kıllısı. 

Oysa daha geçenlerde kadın çalışanları ile övünen bir marka olarak sunmuşlardı Dardanel’i. Kazın ayağı başkaymış meğer. Bu reklam erkekliğin sert şutu, kaleye giren gol üzerinden bir testestoron vuruşu.

Peki nedir bunun sebebi? Nedir bu birden ortaya çıkan, kafası kumlardaki deve kuşu? Yok mudur açıklayacak; her sahada kendini ele veren komplekslerimizi izah edecek bir bilen kişi? Düşününce bulunuyor elbet. Kaleye giren gol gibi beyne de giriyor hasır altı edilen onca gerçek.

BALIK HAFIZASI… DEPOSU BOŞ BEYİNLERİN DAİMİ ARIZASI!

En basitine el atalım önce. Balık zekayı açar derler. Malum fosfor. Bu reklamı yazan arkadaşlar belli ki konservesini açıp tatmamışlar o tonu. Böylece yaptıkları ilk reklamı unuttukları için doktorunuz diyor ki: Balık hafızası sendromu. Tabii, Türk erkeğinin Türkçe’yi kullanmaktaki eşsiz hünerini göz ardı edemeyiz bu arada. Her bir kelimenin ikinci anlamını bulmuştur erkek ahali. Büyük başarı. Ne söylersen söyle ikinci anlamı belden aşağı.

Bu, işin bireysel yanı. Toplumsal gözlükle bakarsak doğa da karışır işe. Kelebek etkisi, der fizik. Sen sesini bas bariton bellemişsin ama uzaklara yansıması hem kibirli hem ezik. Yani istediğin kadar bağır, marş söyle, köpür, dev aynasında gördüğün sadece bir karikatür.

TAM BİR RUHSAL PANDEMİ

Reklam ve futbolun ortak noktası bence bir miktar belirlemeli gündemi. Çünkü her şey birbirini etkiler kuralına göre, yaratıcı gücün yoksulluğu tam bir ruhsal pandemi. 

Ama merak etmeyin sadece kıt akılları buluyor bu pandemi. Biraz düşünen beyin diyor ki, senin Niagara sandığın yaygarada bir damlacıktır bütün debi. 

Her sahada böyledir bu. Arızalı vizyon, öğrenilmemiş misyon, skandal ve sansasyon. Sonuç etkisiz. Daha da fenası her yenilgide bahaneler hazır. Musibetlere şerbetliyiz. Maçlarda değil ama dizilerde kılıçların neferi, camilerde Atatürk nefretiyiz.

MİLLİ TAKIM MARŞI, HERKES BİZE KARŞI

Marşımız bile tam gaz. Bizi kimse tutamaz. Kiminin ayağında top kiminin omzunda tüfek. Sonuçta hepsi Memet. Ama birisi cephe hattında kar kış, diğeri sahada, bol alkış. Ve hepsi bir diyor, Kıraç’ın o gür sesi. Yoksul Memet’le sahadaki zengin Memet arasındaki fark bu kadarcıktır abisi.

Yakında Survivor ekibi de bir marş ister belki. Kimi dağda kimi adada. Sıkıntı yok malzemeden yana. Her şey duruma göre. Yeter ki yurdum insanına koyacak bir şey göster, bu nedenle koydu mu oturtur sözü madalyayı hak eder. 

Şaka bir yana Dardanel reklamcıları şimdi bir özür marşı yaptırsın Kıraç’a. Kadınlardan özür dilensin. Kadın şiddetinin günlük olay haline geldiği ülkemizde hiçbir kelime maksadından ayrı söylenmesin. Kadınlara "recm"i layık gören bir inanışın yontulmuş biçimi rencide etmek olmasın.

Bir de naçizane tavsiye, marşın başındaki gol gol gol kelimelerini Galler maçında fırsata çevirelim, Gal Gal Gal diyerek kazara maazallah yenilirsek işi espriye vuralım. Koyacaksak ağır aksak, yırtıcı karakterin yerine mizahı koyalım.

Sevda Kaynar

Odatv.com


11,424 Bu habere tepkiniz:
 

İLGİLİ HABERLER