Eğitim Uzmanı Ali Taştan Odatv'ye anlattı: İşte baraj düşürülmesinin gerçek nedeni

Eğitim Uzmanı Ali Taştan Odatv'ye anlattı


 

Yükseköğretim kurumları sınavına başvuran 2 milyon 592 bin 390 adaydan, 2 milyon 416 bin 974’ü sınava girdi. Başarı başarısızlık değerlendirmesini sınava giren 2 milyon 416 bin aday üzerinden yapmak gerekiyor. Bu adayların yüzde 68’i 150 ve üzeri puan aldı. 2019 yılında bu oran yüzde 74,16 olarak gerçekleşmişti. Başka bir deyiş ile 1 milyon 643 542 aday ön lisans-lisans programlarını tercih etmeye hak kazandı. 773 bin 432 aday ise 150 barajını aşamadı. Yani açıklandığı gibi 1 milyon değil.

2019 yılında 1 milyon 772 bin 788 aday 150 ve üzeri puan alarak önlisans programlarını tercih etme hakkı kazanmıştı. 2019 yılına göre 2021’de 129 bin 246 kişilik bir düşüş gerçekleşti. Ayrıca, 180 ve üzerinde puan alan öğrenci oranı AYT-sözelde yüzde 75,49’dan 60,09’a, eşit ağırlıkta yüzde 57,39’dan 48,04’e geriledi. 2019’da 1 milyon 880 bin 800, 2021’de 1 milyon 627 bin 145 aday AYT’ye girdi. Bu rakamlarda karşılaştırıldığında 180 ve üzeri puan alan aday sayısında 2019 yılına göre sadece sözel bölümde 423 bin 256 kişilik bir azalma meydana geldi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin isteğinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Twitter'dan yaptığı açıklamayla Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) baraj puanının Temel Yeterlilik Testi'nde (TYT) 140, Alan Yeterlilik Testi (AYT) ve Yabancı Dil Testi'nde (YDT) 170 olarak uygulanacağını açıkladı. 

Konuyu Odatv'ye değerlendiren Eğitim Uzmanı Ali Taştan dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 

Taştan şunları söyledi: 

BARAJIN DÜŞMESİNİN NEYE YARAYACAK

2020 yılında 838 bin 221 aday üniversiteye yerleşmişti. Bu sonuçlara göre üniversitelerin kontenjanlarının boş kalacağı gerçeği ortaya çıktı.

Görünen o ki, 2021’de barajın düşürülmesi ile geçtiğimiz yıl üniversiteye yerleşen aday sayısına yaklaşılabileceğiz.

Baraj puanının düşürülmesinin gerçek nedeni işte budur. Üniversitelerin kontenjanları boş kalmasın diye baraj puanı düşürüldü.

DÖRT İŞLEM BİLMEK YETERLİ Mİ

2020 TYT sonuçlarına göre: 7,25 Türkçe, 4 Sosyal Bilimler ve 3,75 Temel Matematik neti olmak üzere toplam 15 net yapan adaylar 150 ve üzerinde puan alarak barajı geçebiliyor. 120 soruda sadece 15 net barajı geçmeye yetiyor. Durum böyle iken barajın düşürülmesi sorunları çözmeyecektir. Eğitimin niteliğini ve çıktıların akademik başarısını düşürecektir. Bu değişiklik akıntıya karşı kürek çekmektir. Eğitim alanında yaşanan başarı düşüklüğü görmezden gelinmektedir.

Önceki YÖK Başkanı Yekta Saraç 12 Mart 2020 tarihinde TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna yaptığı sunuda itiraf niteliğinde açıklamalar yapmış ve dört işlem bilen çocukların üniversiteye girmeleri gerektiğini ifade etmişti. Bu tarihi itiraf eğitimde geldiğimiz noktayı çok net ortaya koymuştur.

Aslında YÖK durumun farkında ancak nitelikli eğitime ilişkin MEB ile koordineli çalışılamadı. 2002 yılında 76 olan üniversite sayımız 207’ye yükseldi. Sayı arttıkça nitelik azaldı. Akademik kadrosu hatta binası olmayan üniversiteler türedi. Her şehre bir üniversite projesi nicel gelişmeden öteye gidemedi. Nitelik yok sayıldı.

OLAĞANÜSTÜ FARK

YÖK’ün açıkladığı raporlara genel olarak bakıldığında, üniversiteler arasında nitelik ve nicelik olarak olağanüstü farklar olduğu, bu farklılıkların akademik başarıyı önemli ölçüde etkilediği görülüyor. Bazı üniversitelerin kütüphanelerinde öğrenci başına 1-2 kitap düşmesi, kadrolu öğretim üyesinin yeterli olmaması, araştırma geliştirme faaliyetlerinden çok reklam harcamalarının fazlalığı, nitelikli eğitime erişim hususunun ötelenmekte olduğunu ortaya çıktı.

ALES, TUS gibi sınavlarda geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi köklü 4-5 üniversitenin hep ilk sıralarda yer aldığı, diğerlerinin ise anlamlı bir başarı yakalayamadığı tespit edildi.

Sonuç olarak, birçok üniversitesinin nitelikli eğitim-öğretimden uzak sadece tabeladan ibaret olduğu ortaya çıktı.

Türk eğitim sistemi ciddi sorunlarla boğuşuyor. 2002 yılından buyana var olan sorunlara yenileri eklendi. Bu sorunlar eğitimi siyasal zeminden bilimsel zemine çekerek çözülebilir. Eğitim siyasi hedeflerin aracı olmaktan çıkmalıdır. YÖK ile MEB koordinasyonu sağlanmalıdır. Buda ancak tüm paydaşların katılımı ile uzun erimli bir plan yaparak sağlanabilir.

Odatv.com 


31,554 Bu habere tepkiniz:
 

İLGİLİ HABERLER